ÜZÜMÜN FAYDALARI

1.   yüksek şeker içeriğinden dolayı, kalori değeri yüksek bir besin maddesidir.

2.   Ayrıca mineral maddelerden kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengindir.

3.   i bazı vitaminler (A, B1, B2, Niacin ve C vitaminleri) yönünden de önemli bir kaynak olarak kabul edilmektedir.

4.   Ancak üzümün beslenme değerini oluşturan maddelerin niteliği ve miktarı, taze veya işleme sonucunda dönüştüğü mamul ürüne bağlı olarak değişmektedir.

5.   Yaş üzüm ile karşılaştırıldıklarında,

6.   kuru üzüm ve pekmez, daha az su içerdiklerinden daha yüksek kalorili, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından daha zengindirler.
¦lt;br /> 7.   Kurutma ve üzüm suyuna işleme sırasında, özellikle A ve C vitaminlerinde önemli kayıplar meydana gelmektedir (5, 6).

8.   Verilen besin değerleri ile ilişkili olarak üzüm, bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkilidir

9.   Yüksek tansiyonu kontrol altında tutar.

10.   Ayrıca içerdiği meyve asitleri ve lifli yapısı ile mideye zarar vermeden böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler,

11.   kanın temizlenmesine yardımcı olur.

12.   Yüksek kalori içeriğine karşın, çok düşük miktarlarda yağ ve protein içerdiğinden ideal bir diyet besinidir .

MANDALİNANIN FAYDALARI

Sonbahar ve kış aylarının sevilen meyvelerindendir.

Zengin bir B ve C vitamini kaynağıdır. 
> Aynı zamanda yüksek miktarda şeker içerir, serbest asit oranı oldukça düşüktür.
> Bir ufak mandalinada bazı büyük portakallardan daha fazla C vitamini vardır.
> Mandalinanın ince kabuklarının altında serinletici iştah açıcı ve susamayı gidermek için bol miktarda vitamin ve mineral bulunmakta.
> Özellikle kayda değer olan içerdiği yüksek miktarda pro vitamin A, yüz ve cilt için gerekli.
> Kabuğundan esans yapılır.
> Kanı temizler.
> Sinirleri yatıştırır.
> Gribe karşı etkili bir ilaçtır…

PORTAKALIN FAYDALRI

Portakalın yararı C vitaminiyle sınırlı değildir. O, içerdiği 20 den fazla cevherlerle,manavlarda değil,eczanelerde satılması gereken gerçek bir ilaçtır,iksirdir…Hem besler,hem korur,hem de pek çok önemli hastalıkta,etken maddeleri bilinçli uygulandığında tedavi eder…

Portakalın kimlik Kartı


Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayisinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor. Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay’da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington, çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz’de Rize çevresinde yetişiyor.


İlaç gibi…

 
Kar, kış, soğuk ve kaçınılmaz olarak peşimizi bırakmayan grip, soğuk algınlığı… Hemen hepimiz portakalı grip tedavisinde kullanırız. C vitamini deposu olduğunu da biliriz. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal,kanseri önlemeden,kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor. 

C vitamini

C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal
reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.

Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı. 

Folik asit

Portakalda B vitamini çeşidi olan folak ve folik asit de bulunuyor. Folik asit, hamilelik boyunca ve özellikle ilk üç ay çok gerekli. Bebekte Spina Bifida gibi anormalliklerin oluşmasını engelliyor. Alyuvarların oluşmasına yardımcı oluyor, aynı zamanda yemeklerdeki besleyici maddelerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Folik asit, portakal suyunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, yumurta, tahıllar, portakal suyu, maya ve bira mayasında da bulunuyor. Günlük doz kadınlar ve erkekler için 200 mikro gram olarak saptanmış. Regl döneminde kadınların günlük dozlarını 400 mikro gram kadar yükseltmeleri gerekiyor.

Lifler

Lifler ise, sindirim sistemini düzenliyor, bazı kanser türlerine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.

Kullanımı

Vücudumuz C vitamini üretmiyor, bu nedenle dışarıdan almamız gerekiyor. Günlük C vitamini ihtiyacımız 50-70 miligram. Bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunuyor. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacı yaklaşık 2 katına çıkıyor.Sabah kahvaltısında içilen bir bardak portakal suyu, güne dinamik başlamak ve pek çok hastalıktan korumak için idealdir.

Bileşimi:

Yapısında C, B bir, B iki ve PP gibi çok sayıda vitamin, başta kalsiyum ve potasyum olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve oligo-elementler, meyve şekerleri ve karoten bulunan portakalın pekcok yararlan var.

Portakal suyunun pembe ve kırmızısı daha yararlı

Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen’’ içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.

Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.

Cildi güzelleştirir:

Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir ¦lt;br /> ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa’da ve İtalya’daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.

 

GREYFURT

Greyfurt hakkındaki bilinmeyen yeni gerçekler

C vitamini olan greyfurtun olumsuz düşüncelere ve kıskançlık, hayal kırıklığı gibi durumları ortadan kaldırdığını biliyor muydunuz? Kandaki şeker değerlerini düşüren vitamin aynı zamanda dişetlerini de  koruyor ve ince bağırsaklarda bazı maddeleri yok ederek sağlıklı bir hayat sunuyor… 

Greyfurt, kafa karışıklığı, kıskançlık ve hayal kırıklığı gibi olumsuz düşünce durumlarında ilaç olarak kullanılır. Greyfurt, bu durumları yok eder ve canlandırıcı karakteri ile kararsızlık, sürüncemede bırakma ve geçmiş için kaygılanma durumlarında fayda sağlar. Manik ve depressif arasında gidip gelen durumlarda yardımcıdır. Greyfurt lifi kolesterolü düşürüyor.Yapılan çalışmalarda greyfurt lifinin kolesterolü önemli ölçüde düşürdüğü saptandı

Greyfurt’un faydaları

Bilim adamları, günde iki greyfurt yemenin dişeti hastalıklarına karşı mücadelede birebir olduğunu açıkladı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, greyfurt vücuttaki C vitamini seviyesini artırıyor, dişetlerindeki kanamayı durduruyor. Antioksidan etkisi olan C vitamini, kandaki şeker değerlerini düşürürken aynı zamanda dişetini koruyor. İngiliz Ağız Sağlığı Derneği tarafından 58 kişi üzerinde yapılan araştırmada, deneklere günde iki greyfurt yedirildi ve diş etlerinin eskisinden çok daha sağlıklı olduğu görüldü.

Greyfurttun önemini bilenler arasında Ediz Hun da bulunuyor: “Her sabah balıkyağı, greyfurt suyu ve sütten vazgeçmem” (Sabah Gazetesi), Atv hafta sonu ana haber bülteni spikeri Şebnem Sunar Küçük de , TV makyajı yaptığı için cilt bakımına önem verdiğini söylüyor. Küçük’ün vücudu için ihmal etmediği tek doğal bakım ise, her sabah içtiği greyfurt suyu…

Greyfurt sayesinde zayıflamak

San Diego’daki bir klinikteki bilim adamları greyfurdun zayıflamayı destelediğini ortaya çıkarmışlar. Bir deneyde yemekten önce yarım greyfurt yiyen İnsanların kanında daha az miktarda İnselin ve glikoz bulunmuş. Netice: Greyfurt şekerin vücutta eritilmesini desteklediğinden şeker yağa dönüştürülüp vücut tarafından depolanmıyor. Kalp dostu Omega diyeti greyfurt suyu kullanılarak yapılmıştır.

Greyfurtla ilgili bilinmesi gereken başka önemli noktalar da var tabi ki…İlaçla greyfurt suyu içilmemeli.
Tablet olarak alınan ilaçların etkisini artırabilen greyfurt suyunun, bazı durumlarda ölüme bile neden olabileceği belirtildi. İlaçların bağırsaklarda ve karaciğerde bulunan bir enzimle parçalanarak vücuttan atıldığını bildiren İstanbul Gülhane Askeri Tıp Akademisi Endokrinoloji Metabolizma ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata, greyfurt suyunun, bu enzimin ince bağırsaklarda bazı maddeleri yok edebildiğini kaydetti

Greyfurtun diğer sebze ve meyvelere oranla C vitamini oranı

  • Brokoli: 1kase (116 miligram)
  • Portakal suyu: 1 bardak (97 miligram)
  • Çilek: 1 kase (84 miligram)
  • Portakal: 1 tane (75 miligram)
  • Greyfurt: 1 tane (67 miligram)

Greyfurtun tadının acı olmasının sebepleri ve içindekiler

Greyfurt, diğer tüm turunçgiller gibi sitrik asit içeriyor. Acımsı ekşi bir tadı olan sitrik asit, aslında tüm turunçgillere bu karakteristik tadı veriyor. Ancak, ürünün yetiştiği iklime, ağacın ırkına ve daha birçok nedene bağlı olarak, meyve içeriğindeki şeker oranı değişik olabiliyor.

Greyfurtun tipik acımsı tadı, narinjenin adlı kimyasal bileşikten ileri geliyor. Greyfurt meyvesi içeriğinde şekerler, flavanoidler, kumarin ve psoralen türevleri bulunuyor.

SARIMSAK

SARIMSAK

Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz  veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır.  Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.

Bileşim: Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.

Etki ve Kullanılış: Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda  özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki  taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.

Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın  biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir. Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürebilir, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

VEBAOTU

VEBAOTU

Vebaotu (Petasites officinalis) ırmak, dere ve orman kıyılarında yetişir.Kelotu olarak da bilinir. Şapka büyüklügündeki yaprakları hafif dişlidir ve alt tarafları gri tüylerle kaplıdır. Kirli beyazdan açık pembeye kadar degisebilen çiçekleri, sapın en ucunda, bir salkım biçiminde açarlar.

Salgın zamanlarında büyük önem kazanmış ve ateş düşürücü nitelige sahip olan kökü, çiçeklenme zamanından önce sökülür. Terletmeye yardımcı olan çayı, ateşlenme, soluk alma zorluğu, gut ve epilepsi (sara) hastalıklarında kullanılır. Gün boyunca , 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir. Büyük taze yaprakları , yalnızca burkulmaların ve yürüme sonucu ayakta olusan yaraların üstüne uygulanmakla kalmayıp , her tür kangren , habis çıban ve şiddetli yaralarda kullanılır.Modern şifalı bitki uzmanları tarafından ise özellikle kemoterapiden sonra kanser tümörlerinin azaltılması için önerilmektedir. Almanya ‘da Petadolor markasıyla tablet halinde satılmaktadır . Aynı zamanda adet krampları, astım ve  baş ağrısı için de kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde kullanıldıgında, özellikle cerrahi operasyondan sonra etkili bir sekilde metastaz’ı (yayılma) önlemektedir.

CİVANPERÇEMİ

CİVANPERÇEMİ

Ünlü herbalist  Kneipp, bir yazısında şöyle diyor (Referans1: M.Treben):  “Arada bir civanperçemi çayı içmiş olsalar, kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı!“. Adet  kanamaları düzensiz bir genç kız olsun, menopoz dönemindeki veya  sonrasında olgun bir kadın olsun, tüm kadınlar için arada sırada civanperçemi çayı içmek çok önemlidir. Civanperçemi, akla gelebilecek tüm konularda, dölyatağını (rahim) en iyi biçimde etkiler. Yumurtalık iltihaplanmasında alınmaya başlanan civanperçemi oturma  banyolarının ağrılar kesilir ve iltihap yavaş yavaş gerilemeye başlar. Bu banyolar aynı zamanda, yaşlı kişilerin ve çocukların yatağa işeme problemlerine karşı ve dölyatağı (rahim) akıntılarında da başarılı olabilir. Bu durumlarda ayrıca günde 2 bardak civanperçemi çayı da içmek gerekir.  Miyomlar da (Kas yapılı urlar), doktor kontrolünün olumlu bir sonuç vermesine kadar, uzunca bir süre her gün civanperçemi oturma banyoları alındığında yok olabilirler. (Referans1: M.Treben).  Menopoz döneminde de kadınlar sık sık civanperçemi çayını anımsamalıdırlar. Bu durumda, iç huzursuzlukları ve daha başka rahatsızlıklarla karşılaşmayacaklardır.

Civanperçemi oturma banyoları da sağlık için çok yararlıdır. Kol ve bacaklardaki sinir iltihaplanmalarında, civanperçemi katkısıyla yapılacak kol ve bacak banyoları çok rahatlatıcıdır. Fakat, bitki öğle güneşinde toplanmalıdır.

    Dr. Lutze, civanperçemini şu hastalıklara öneriyor:

  • Kanın kafaya sancılı biçimde basıncı

  • Baş dönmesi

  • Bulantı

  • Göz sulanması eşliğindeki göz rahatsızlıkları

  • Göz sancıları

  • Burun kanaması

  • Hava şartlarından kaynaklanan migren krizi

Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir.  Bedeni temizleyici etkisi sayesinde, yıllar boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz. Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik iliğini etkilediğini ve orada  kan üretimini düzene soktuğunu özellikle belirtmek gerekir. Bu gücü sayesinde bitki, kemik iliği hastalıklarında, çay kürleri, banyolar  ve tentür kullanımı yolu ile yardımcı olabilir.  Mide kanamalarında ve basur (hemoroid) kanamalarında olduğu kadar, mide basıncı ve mide yanmalarına karşı bitki çayı çok kısa sürede başarı sağlayabilir. Soğuk algınlıklarında, sırt veya romatizma ağrılarında bitki çayı elden geldiğince sıcak olarak içilmelidir. Bitki çayı böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, iştahsızlığı giderir, gazları ve mide kramplarını, karaciğer düzensizliklerini, mide ve bağırsak kanalı iltihaplarını iyileştirmeye yardım eder ve bağırsak beze çalışmalarını düzenleyerek, dışkılamayı kolaylaştırır. Kan dolaşımına ve damar kramplarına karşı çok etkili olduğu için bitki çayını koroner yetmezliğinde de önerilebilir. Rahatsız edici vajinal kaşıntılar, bitkinin kaynama suyu ile yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olabilirler. Civanperçemi çiçeklerinden, basura karşı etkili bir merhem hazırlanabilir

VİŞNENİN FAYDALARI

Ortalama 100 gr. taze vişnede, 58 kalori ile 14,3 gr. karbonhidrat vardır. Oysa, vişnenin A vitamini yüksek olup 1.000 lU’ya kadar varır. Vişnenin diğer besin değerleri kirazınkine çok yakındır yalnız Şeker oranı kirazınkinden düşük olduğu için daha az kalori içerir,

Vişnenin Faydaları: Vücudu ve mideyi kuvvetlendirir. Mikrop öldürücüdür. Ateşi düşürür ve idrar söktürür. İshali keser. Vücuda rahatlık verir. Susuzluğu giderir. Öksürüğe iyi gelir. Ağrıları dindirir. İltihap gidericidir. Uyku düzensizliğinde faydalıdır.
• Diyareyi keser,
• Ateş düşürür,susuzluğu giderir.
• Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir;
(100 gr. vişne=50 kalori)

Vişne Nasıl Kullanılır? Meyvesi, meyve sapları ve vişne ağacının kabukları kullanılır. Vişne reçeli ve vişne suyu farklı tadıyla severek tüketilen besinlerdir. Tıbbi açıdan kabukları ateş düşürücüdür. Sapları ise idrar söktürücü olarak kullanılır

KAYISI

Kansere karşı kayısı mucizesi
Kayısının kanser, karaciğer yetmezliği ve kalp krizini önlediği bunun yanında alkolünde olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkarıldı.
Malatya’daki İnönü Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, kayısının kanser, karaciğer yetmezliği ve kalp krizini önlediği bunun yanında alkolünde olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkarıldı.

Yaklaşık 4 yıl önce başlatılan araştırma hakkında bilgi veren, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Sitoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Ali Otlu, elde ettikleri sonucunun kayısı ihracatına olumlu yönde etki yapacağını söyledi. Prof.Dr. Otlu, kayısının yıllık ihracat gelirinin 200 milyon dolardan 500 milyon dolara yükseleceğini vurguladı.

Bu araştırmanın ABD’de bilimsel bir dergide İngilizce yayınlandığını söyleyen Prof.Dr. Otlu, Deney hayvanlarına kayısı yedirdik. Kanser ilacı verdik. Kayısı ile beslenen grubunun diğer gruplara göre daha az zarar gördüğünü gözlemledik” dedi.

Karaciğer hastalıklarında kayısının olası etkileriyle ilgili deney de yaptıklarını belirten Otlu, Karaciğer hastalıklarında da kayısının çok önemli faydası olduğunu gözlemledik. Karaciğer yağlanmasını önlüyor” diye devam etti.

Malatya’nın en önemli gelir kapısı olan kayısının kalp ve böbreklere yararlı olduğunu belirten Prof.Dr. Otlu, araştırmada deney hayvanlarından kayısı yiyenlerin daha dayanıklı olduğunu gözlemlediklerini söyledi. Kayısının alkolün zararlarına etkisini araştırdıklarını bildiren Prof.Dr. Ali Otlu, Deney hayvanlarına alkol verdik. Bunun sonuçlarına baktık. Kayısıyla beslenenlerde üreme işlemlerinin alkolden dolayı zarar görmediğini gözlemledik

” dedi.

 

ELMA

Kökeni Doğu Avrupâ’dır. Çok çeşidi
olan elma eski çağlardan beri bilinen bir
meyvedir. Tedavi edici özellikleri açısından
en eski yazarlar bile elma kürünü övmekteydi. Bu meyvede vitaminler, sindirilebilir şeker, bedenin dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve hayatın kendisi olan (potasyum, sodyum, kalsiyum magnezyum, fosfor gibi) madenler bulunmaktadır.

Günde bir elma
Elma sindirimi kolay, bol C vitamini ihti-
va eden (özellikk kabuğuyla yenildiğinde) ve
şeker hastalarına bile tavsiye edilen düşük
kalorili bir meyvedir.

Elma, hemen her yerde yetişen, beyaz
veya pemhe çiçek açan, boyu değişik yük-
seklikte olan ağacın meyvesidir. Çeşitlı renk
te hoş kokulu bir meyvedir. Ekşi, tatlı, may-
hoş dan değişik tadlarda ve kımızıdan pem-
beye, sarıya kadar değişen renk tonlarıyla şi-
fa dolu bir meyvedir.

Günümüzün şifalı bitkiler uzmanı M. Messegue, ‘Eğer bir tik ağacınız olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin. diyerek elmayı soframızdan eksik etmememizi tavsiye etmektedir.

Memleketimizde Golden, Sterkin, Misket Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır.
Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmak-
tadır.

Taze ve kurusundan komposto, marme-
lat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok çeşitli
şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.

Elmada neler var?
Bir orta boy elma (100 gr) 50 kaloridir.
Su 85.6 gr, protein 0.2 gr, yağ 0.3 gr, şeker
10 gr, lif 2 gr, potasyum 127 mğr, fosfor
13 mgr, magnezyum 8 mgr, kalsiyum 7
mgr, kükürt 4 mgr, sodyum 2 mgr bulunur.
Ayrıca A, B1, B2, PP, B5, B6, C, E vitamin-
leriyle çinko, iyot, kobalt, klor, silisyum ve çe-
şitli organik asitler mevcuttur.

Elma kalbi korur!
Meyvelerin sultanı diye bilinen elma bir-
çok derde deva olduğu gibi, kalbe de çok iyi
gelir. Çünkü elma kandaki kolesterol oranını
düşürür. Dalağın kan yapmasını sağlar. Çalı-
şırken devamlı olarak oturanlara, şişmanlara,
kanı fazla koyu olanlara elma son derece
faydalıdır.

Demir, C vitamini ile birleştiğinde organiz-
ma tarafından mümkün olduğunca iyi şe-
kilde emilir. Elmada her ikisi de olduğundan
demir eksikliğine bağlı kansızlıkta faydalıdır.

Kan şekerini düşürür!
Elma, şeker hastalarının ve kan şekerinin
yükselmesini istemeyen kişilerin tercih etme-
si gereken ilk meyvedir. Meyve şekeri (frük-
toz) ihtiva ettiği için kan şekerini yükseltmez.
Elma tansiyonu da düşürür. Yine elma-
nın güzel kokusu sayesinde sinirler gevşer,
insan rahatlar ve böylece tansiyon da düşer.

Zayıflamak için ideal
Elma kandaki şekeri geçici olarak yük-
selttiği için ve pektinler mideye doygunluk
verdiğinden kendimizivtok hissederiz. Eğer
diyet yapıyorsak, bol bol elma yememizde
fayda var. Böylece hem kilo vermiş, hem de
sağlıklı kalmış oluruz. Kısacası zayıflamak için
mükemmel bir meyvedir.

Elma nefesi rahatlatır! İngiliz tıp dergisi Tho-
rax’da yayınlanan bir çalışma, haftada en az beş Elma yiyenlerin daha kolay nefes aldığını göstermektedir.

Bol taze meyve, özellikle elma yemekle akciğer kapasitesi artıyor. Hergün bir elma yiyenlerin
hiç elma yemeyenlerden daha fazla nefes
verebildiklerini gösterdi. Yani daha sağlıklı ol-
mak içn elma yemek gerekli.
.

İngiltere’deki Milli Kanser ve tıp Araştır-
ma Merkezi’nin her gün elma yeme alışkan-
lığı olan 2 bin kişiyi kapsayan ve 77 yıl süren
araştırması elmanın (yanı sıra taze meyve-
nin) önemli faydasını gözler önüne serdi.
British Medical Journal adlı tıp dergisin-
de yayınlanan araştırma sonuçlarına göre
hergün başta elma olmak üzere taze meyve
yeme alışkanlığı olanlarda inme (felç) riski
böyle bir alışkanlığı bulunmayanlara oranla
yüzde 32 az.

Her gün bir elma yemek ayrıca kalp krizi
riskini yüzde 24 oranında düşürmektedir.
Elma ayrıca yüksek tansiyon, adele ağrı
ları, böbrek taşlarına karşı birebir. İdrar yolla-
rını açıyor, gastrit ve ülsere de iyi geliyor.
Yemeklerden sonra yenen elma, çoğu
zaman diş fırçalamak gibi etki yapar. Çünkü
elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şe-
kilde temizlenir.

Yatmadan önce yenirse dişlerin beyaz
kalmasını sağlaması yanında yatıştırıcı etki-
sinden dolayı uykuyu kolaylaştırır, baş ağrısı-
na iyi gelir.

Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sa-
yesinde sindirime yardımcı olur ve kolaylaştı-
rır. Bağırsak sorunu çeken kişiler için denge-
leyici ve normalleştirici bir besindir. Kabızlık
sorunu olanlara çok faydalıdır. Bağırsak kan-
serlerini önleyici etkisi vardır.

İçindeki C vitamini ve pektin her derde
devadır. Kolesterolü düşürür, sindirim siste-
mini düzenler, idrar yollarındaki problemlere
yardımcı olur.

Elma kürü yapmakla gut, böbrek, mesane
hastalıkları ve hemoroitte şifa elde edilir.

Elma yemek için 8 sebep
1-Sabahları hiçbir şey yemeden evvel el-
ma yendiğinde kanı temizler ve toksinleri at-
mayı sağlar.

2- Isırarak ve kabuğuyla yenirse dişleri
temizler ve diş etlerini güçlendirir.

3- Uykudan önce yenirse rahatlatır ve
kolay uyumayı sağlar.

4- Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantı-
larını önler.

5- Gastritten kaynaklanan yanmaları ha-
fifletir.

6 Kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları
çalıştırır ve yumuşatır.

7-Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir.

8- Ortasına biraz marmelat ekleyip fırın-
da pişirildiğinde, özellikle rejim yapanların
tatlı yeme arzusunu giderir.

Elmanın özellikleri
- İçinde bulunan mineral tuzlar sayesin-
de idrar sökücü ve kanı temizleyici özelliği
vardır. Ayrıca ürik asite ve romatizmalara
karşı güçlendiricidir.
-Vitaminler ve mineral tuzlar aynı za-
manda enerji ve tazelik verir.
-A vitamininin varlığı solunum yollarını,
sinir sistemini, kan damarlarını ve cildi sağlıklı
tutar.
-Organik asitler sayesinde hem midenin
çalışma düzeni hızlanır, hem de gastrite kar-
şı mücadele verilir.
- İçindeki kükürt ve tanin sayesinde de-
zenfektandır ve bakterilere karşı korur.
- Sindirimi kolaylaştırdığı gibi kalbi de
güçlendirir..